Ben Kimim

Selam!

1997 yılında Edirne’de dünyaya geldim. Beykent Koleji’nde ilk ve ortaokul eğitimi tamamlayıp Süleyman Demirel Fen Lisesi’nde eğitimime devam ettim. Liseye başladığımda ne olmak istediğim hakkında bir fikir sahibi değildim; ancak okuldaki herkesin aksine doktor ya da mühendis olmak istemediğime emindim. Lisede ikinci sınıfı tamamladıktan sonra dil eğitimi için İngiltere’ye gittim.

Hayatımın dönüm noktalarından biriydi diyebilirim, döndüğümde artık farklı bir bendim. Ailemden ilk defa uzun süreli olarak ayrılmıştım. Bu zamana kadar kendi yatağımı bile toplamaya mırın kırın eden ben, kendi kararlarımı kendim almam ve sorumluluklarımı kabül etmem gerektiğinin farkına varmıştım. Aynı zamanda “Çekingen Alara”dan da uzaklaşmış, daha sosyal ve iletişim canlısı bir hal almıştım. Döndüğümde, artık, insanlarla sürekli iletişim halinde kalacağım ve onların hayatlarına dokunabileceğim yönde bir meslek seçimi planlamaya başladım. Bu süreçte “diyetisyen olma” fikri ile tanıştım, hiç tereddütsüz tek idealim yaptım.

Daha o zamanlarda diyetisyen diyetisyen gezip stajlar ayarladım. Tercih dönemimde ne olmak istediğim   üzerine hiç şüphe duymadım, sadece en doğru eğitimi nereden alacağıma emin olamadığımdan alanında uzman hocalarımın tavsiyelerini aldım. Sonunda, yabancı dilde eğitim almanın daha doğru olacağına karar verip ilk tercihim olan Yeditepe Üniversitesi’ne kaydımı yaptırdım. İsteyerek girdiğimden olsa gerek bölümümle hep iç içe yaşadım. Sürekli okudum, takip ettim, araştırdım. Hafta sonlarımı beslenme ve beslenme ile ilişkili konferanslara ayırdım. İkinci yılımda Psikoloji ile çift anadal yapmaya başladım. Böylelikle çift diploma ile mezun olma ve hem diyetisyen hem psikolog olma şansını yakaladım! Başta benim için sadece hobi olan psikolojiye de gittikçe bağlandım.

Diyetisyenliğe hiçbir zaman sadece “diyet listesi” yazmak olarak bakmadım. Dokunabildiğim kadar çok hayata dokunup onlara sağlıklı olma bilinci kazandırmayı amaçladım. Sağlıklı beslenmenin sağlıklı bir yaşam için şart olduğuna ve zorunluluk yerine yaşam biçimi hali gelmesi gerektiğine inandım. Yaptığım stajlarda beslenme ve psikoloji arasındaki ilişkiyi daha iyi kavradım. Tutum değiştirebilme ve davranış yönetebilmede psikolojiden oldukça faydalandım. Motivasyon Teknikleri, PsikoDiyet, Bilinçli Farkındalık (Mindfullness), Fonksiyonel Tıp üzerine eğitimler aldım.

Uzun yıllardır spor ile iç içe olduğumdan sporcu beslenmesine hep bir ayrı merak taşıdım. Bu alanda uzman diyetisyenlerin yanında stajlar yapıp yurt dışı onaylı eğitimlere katıldım.

Florence Nightingale, ÇAPA Tıp Fakültesi, Yeditepe Onkoloji Hastanesi gibi sağlık kurumlarındaki stajlarımda kilo kontrolünün diyetisyenliğin sadece ufak bir parçası olduğunun daha da farkına vardım. Beslenmelerini değiştirme ile iyileşen hastalar gördükçe bu konu üzerindeki bilgilerimi ilerletmek için “Fonksiyonel Tıp Diyetisyenliği” kursuna başladım ve giriş modülünü tamamladım.

Kısa vadedeki hedeflerimden olan kişisel özelliklerim ile mesleki bilgilerimi birleştirmeyi ve meslektaşlarım ile uyum içinde çalışıp deneyimler edinmeyi başarmaktayım. Ancak öğrenmenin sonu yok, bu deneyimler yaşam boyu kazanılacak farkındayım! Uzun vadeye gelecek olursak, mesleğime yeni kollar kazandırmayı hedefliyorum. Herkese kendi iç sesini dinlemesini, sevdiği alanda ilerlemesini ve yaşam boyu “aşk” yapmalarını tavsiye ediyorum!

İlk sıraya ailemi koyuyorum. Annemi, babamı ve erkek kardeşimi her şeyden çok seviyorum. Onlardan sonra sırayı ilköğretim arkadaşlarıma bırakıyorum, “O yıllara tekrar dönebilmek için neler vermezdim ki!” diyorum. Ama neyse, önüme bakıp yeni anılar biriktiriyorum. Bu anlamda, dünyayı dolaşmak en büyük tutkum! Çalışırken tatil planları yapar motivasyonumu bulurum. Bu sayede lisede bir türlü yıldızlarımın barışmadığı coğrafyaya bile ilgi duydum. Tam bir spor bağımlısıyım, neyse ki en sağlıklı bağımlılık diyorum.

Her türünü beceremiyorum ama fiziksel aktivite yapacağız diyeni planına hemen dahil olma potansiyeli taşıyorum. Deepist dalış grubumu, hocalarımı, Kaş’ı da bir ayrı seviyorum. Bir de spor alanında elimden ilk tutan Sedat Hocam’ın yeri bende ayrıdır, ona çok çok teşekkür ediyorum. Spor sonrası öğünlerime ve fıstık ezmesine olan aşkımdan hiç bahsetmiyorum, kavanozları hiç anlamadan bitiriverebiliyorum. Fıstık ezmesi demişken, Healin’in Pandora’s Cake’i aklıma geliyor ve “Off!” diyorum. Sağlıklı tatlılar yapmayı seviyor, ama biraz sabırsız olduğumdan yapmaktansa denemeyi daha da çok seviyorum. Onun dışında yumurtasız, tahinsiz, balıksız, fırında patatessiz, yeşilliksiz bir hayat düşünemiyorum! Bir de tüm kış dutu, inciri, kayısıyı; tüm yaz ise cennet hurmasını beklediğimi söylemeden edemiyorum.

Film izlemeyi, özellikle de bilim kurgu ve romantizmi birleştirenleri seviyorum. Evde vakit bulamadığımdan sinemaya gitme fikrine hep ilgi duyuyorum. Ama Gossip Girl açarız dersen, evde de vakit bulabiliyorum. Kitap okumaktan keyif alıyorum, hele yazsa ve sahildeysek “Siz yüzün, ben güneşlenip kitap okurum!” seviyesine taşıyorum.

Alışveriş yapmak ise bir diğer tutkum. Fen Lisesi’ne girmesem modacı olurdum. Kararsız olduğumdan bahsettim mi bilmiyorum ama benimle alışveriş biraz sabır gerektirebiliyor, zor seçim yapıyorum.

Kararsızlık demişken bunu hayatımın çoğu alanında yaşıyorum, açıkçası bu özelliğimden pek hoşlanmıyorum. Özellik demişken ise tipik bir aslan burcu karakteri taşıyorum. Astrolojiye inanmayan varsa, tanışalım tekrar değerlendirsin diyorum.

Bunlar dışında beyaz rengi, ortanca çiçeğini, eskiden yaz şimdi sonbahar mevsimini, keten kumaşı, turuncu allığı, çocukları ve özellikle sarışınları, kahve keyfi yapmayı, alakasız bir zamanda Katy Perry’den bir şarkı açmayı, market reyonları dolaşmayı, eski fotoğraflarıma dönüp dönüp bakmayı, büyümeyi, sarılmayı ve paylaşmayı çoooooooooooook seviyorum!